
Eşcinseller sorunu Avrupa´ya ihraç edildi
Ama ben gerek Brüksel gerek Strasbourg ve gerekse birçok Avrupa başkentinde bu olayı kınayan, eleştiren ve tepki gösteren sesler duyuyorum.
Derneğin mahkeme kararıyla kapatılmasından hemen sonra Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclis (AKPM) Başkanı Luis Maria de Puig, "Gay, lezbiyen, biseksüel ya da transseksüel olsun, herkes bu özgürlüklerden yararlanma hakkına sahiptir ve bu hakkın kullanılmasını güvence altına almak, resmi makamların yükümlülüğüdür" dedi. De Puig, Türk hükümetine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi´nin "örgütlenme ve ifade özgürlüğü" prensiplerini hatırlattı.
Bu hafta sonu Paris´te bu konuyla ilgili büyük bir panel düzenlenecek ve ardından da binlerce kişinin katılmasının beklendiği bir gösteri düzenlenecek. Haziran ayı içinde yine Avrupa Konseyi önünde benzer bir gösteri yapılması planlanıyor. Türkiye´de "parti kapatılması"nın yanı sıra "dernek kapatılması" tartışmaları da doğrudan AB başkentlerine "ihraç" ediliverdi.
Polise eleştiri
Çok ilginçtir, Lambda-İstanbul´un kapatılmasından bir ya da iki gün önce, İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), "Türkiye´de Toplumsal Cinsiyet, Cinsellik ve İnsan Hakları" başlıklı bir rapor yayımladı. Raporda bol bol, Lambda-İstanbul Derneği ile Ankara merkezli KAOS-GL ve zaman zaman da yine Ankara merkezli "Pembe Hayat" adlı derneklerin çalışmalarına değiniyor. Lambda, rapor yayımlandıktan iki gün sonra kapatıldı.
Raporun hemen başında bir tespitte bulunulmuş ve "Türkiye´de birçok lezbiyen, gay, biseksüel, travesti ve transseksüel vatandaş, utanç duygusuyla felç olmuş durumda, korku dolu hayatlar sürüyor" ifadesiyle rapora giriş yapılmış.
Ve cümle şöyle devam ediyor: "Halen çoğu için gündelik bir olgu olan, istismar, şiddet veya diğer taciz biçimlerine maruz kaldıklarında, devlet otoritelerine gidip yardım istemekten haklı olarak çekiniyorlar. Çok uzun bir süredir polis tarafından istismar edilip, sadist davranışlara maruz bırakıldıkları gibi, bu durum hâkimler ve savcılar tarafından da göz ardı ediliyor. Yapılan reformlara rağmen, bu çeşit kötü muamele vakaları halen devam ediyor".
Türkiye konuşmuyor
"İnsan Hakları İzleme Örgütü"nün 101 sayfalı raporu, çok çarpıcı örnekler ve eleştirilerle dolu. Bizzat kişilerle konuşularak hazırlanmış ve doğrudan İçişleri Bakanı Beşir Atalay´a gönderilmiş bir rapor. Bu türlü raporların en önemli özelliği, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi gibi kurumlar nezdinde oldukça "itibar" görmeleri. Bu nedenle 47 ülkeli Avrupa Konseyi´nin Meclis Başkanı, Lambda-İstanbul´un kapatılmasına hemen saniyesinde tepki gösterdi.
Derneğin kapatılması, büyük bir ihtimalle Avrupa kurumlarının Türkiye´deki, "cinsel azınlıklar" olarak adlandırabileceğim bireylerin eşit haklara sahip olmalarını sağlayacak anayasal ve yasal garantiler talep etmelerini hızlandıracaktır. Türkiye´de "yenilenecek bir anayasa" içine mutlaka, toplumsal cinsiyet kimliğine yönelik "ayrımcılığı yasaklayıcı" unsurların eklenmesi istenecek.
Kanunlarda yer alan, "Toplumsal ahlaka yönelik şuçlar" gibi genellemeci hükümler içeren ve "çelişkili mevzuat" barındıran unsurların ayıklanması beklentisi dile gelecek.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Kopenhag kriterlerinde, "ayrımcılığa" yönelik önlemler sıralanıyor ve "cinsel azınlıklara" ayrımcılık yapılmasına karşı önlem alınmasının "hukuk devleti"nin en baştaki görevlerinden biri olduğu açıkça vurgulanıyor.
Lambda-İstanbul´un kapatılması, Avrupa´da "kuşku" yarattı. Türkiye´de, "cinsel azınlıklara" karşı hoşgörünün olmadığı izlenimi yarattı ve işin kötü tarafı bu karar, Türkiye´yi "cinsellik ve insan hakları" konusunda mercek altına alan ve bu alandaki uygulamalara ciddi eleştiri getiren "İnsan Hakları İzleme Örgütü"nün raporuyla aynı günlere rastladı.
Bu konuyu nedense Türkiye hiç konuşmuyor.
Türkiye´de, siyasi gündemin yoğunluğundan mıdır, yoksa sadece basit bir "adli vaka" olarak mı görülmektedir bilmiyorum ama eşcinseller derneği Lambda-...
Zeynel Lüle
KAYNAK: TIKLA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder