Eşcinsel ve Müslüman olmak, hoşgörüsüzlük ve ayrımcılıkla mücadele anlamına geliyor. Çoğu eşcinsel Müslüman, cinsel tercihlerini anne-babalarından saklamak zorunda kalıyor.Eşcinsellerin haklarını talep etmek ve görünürlüklerini kutladıkları alternatif Christopher Street Day şenliklerinin amacı eşcinsel düşmanlığıyla mücadele etmek ve daha fazla hoşgörü çağrısında bulunmak. Berlin'in Kreuzberg semtinde düzenlenen şenliğe katılanların biri de Helin. Helin bu şenliğe katılmanın, Türkçe konuşmanın ve Türkçe müzik çalmanın çok harika bir duygu olduğunu anlatıyor. Kreuzberg’deki bu şenlikte, çok sayıda göçmen kökenlinin ve siyahi lezbiyenin en önde yürümesinin hoş bir görüntü olduğunu belirten Helin‚ yürüyüşe katılanların "Bakın, biz de buradayız, biz sizin de çocuklarınızız, sizin çocuklarınız da eşcinsel olabilir, ister Alman, ister Türk, ister Kürt" demek istediklerini ifade ediyor.
"Hep teyzelerimden hoşlanırdım"
Kürt asıllı Helin’in anne-babası, Anadolu’nun ufak bir köyünden yıllar önce Köln yakınlarındaki bir kasabaya göç etmişler. Helin bu kasabada doğup büyümüş ve burada kadınlara ilgisini keşfetmiş. "Hep teyzelerimden hoşlanırdım, çocuk yuvasında da kız arkadaşlarıma bayılırdım. 12 yaşında ilk kez bir kadına, en iyi kız arkadaşıma aşık oldum" diyen Helin, 13 yaşında da etrafa açılmaya başladığını, okulda herkesin bildiğini ve bu konuda hep açık davrandığını söylüyor.
"Babam bilmiyor"
Fakat anne-babası sözkonusu olunca durum değişiyor. Helin, kadınlardan hoşlandığını babasına bugüne kadar söylememiş. "O Kürt, o yüzden söylemiyorum, demek kolay olurdu" diyen genç kadın, durumun farklı olduğunu, genel olarak aralarındaki ilişkinin, ona açılmasını sağlayacak, kolaylaştıracak bir ilişki olmadığını belirtiyor.
"Anneme internet üzerinden açıldım"
Helin, 4 yıl önce kasabadan büyükşehre, Berlin’e taşınmış. Ve burada annesi ile eşcinselliğini konuşacak gücü bulmuş. Hem de internet üzerinden sohbet ederken. „Bir şekilde açılmak zorundaydım. Yazışırken, ona ‚anne ben lezbiyenim’ dedim. 10 dakika, 20 dakika, yarım saat hiç ses çıkmadı. Ardından kızkardeşim bana yazdı, Anneme ne dedin? diye. Kardeşim lezbiyen olduğumu biliyordu zaten, olanı biteni anlattım. ‚Annem burada oturdu, ağlıyor, seninle de konuşmak istemiyor" dedi. Bundan bir yıl önce annem durumu kabullendi, anlamasa da, kabullendi" diyor genç lezbiyen.
Dindar ailelerde baskı çok
Helin, annesinin tepkisinin dinle ilgisi olmadığını çünkü anne-babasının Müslüman olmalarına rağmen çok dindar olmadıklarını söylüyor. Fakat birçok Müslüman göçmen ailede durum farklı. Eşcinsellik Kuran’da doğrudan yeralmasa da, birçokları tarafından çok ağır bir günah olarak görülüyor. Berlin’de kısa adı GLADT olan Türkiyeli Gayler ve Lezbiyenler Derneği’nden Koray Yılmaz-Güney, yılda kendilerine zorla evlendirilmek istenen bir, iki kişinin geldiğini, çünkü anne-babaların, gayler veya lezbiyenler evlendirilince eşcinselliklerinin geçtiğini sandığını ya da en azından çevrenin dedikodusunun sona ereceğini umduğunu belirtiyor.
Bazılarının anne-babaları tarafından evden kovulduğunu ya da tehdit edildiğini söyleyen Koray, bazılarının ise hasta muamelesi gördüğünü ve psikoloğa götürüldüğünü anlatıyor.
GLADT, lezbiyen ve gaylere yardım ediyor
GLADT derneği, 10 yıl kadar önce bir kendi kendine yardım grubundan doğmuş. Burada, eşcinsellikle ilgili sorusu ya da sorunu olanlara yardım edilmeye çalışılıyor. Derneğin adında Türkiye kelimesinin geçmesine rağmen, yaklaşık 100 üyenin yarısı farklı ülkelerden geliyor.
Derneğin fazla parası yok. Bu yüzden de bağışlara ve gönüllülere bağımlı. Angaje olanların arasında, Berlin’e ilk geldiği dönemde buradan çok yardım gören Helin de var. Helin, dünyadaki Türkiye kökenli tek lezbiyen olmadığını farkettiğini, etrafa açılırken benzeri tecrübeler edinen başka insanların da olduğunu gördüğünü ve kendisini çok rahat hissettiğini söylüyor ve ekliyor: "Nereye ait olduğunu bilmeyen insanlar için destek görebilecekleri böyle adreslerin bulunması çok önemli.“
KAYNAK: TIKLA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder